nükleer başlık

“Gerçekten delirmeyi isterdim.” P.K.Dick




“Ragle Gumm dünyadaki en önemli kişiydi ve bunu öğrenmesine asla izin veremezlerdi.”


cümlesiyle başlayan Çığrından Çıkmış Zaman, okuyucularına bir bilim kurgu romanı için yeteri kadar kurgu ve olay örgüsü sunuyor. İlk cümleden de anlaşıldığı üzere kahramanımız, ta kendisi “Ragle Gumm”. Ragle Gumm’ın hayatını okuyarak onun neden dünyanın en önemli adamı olduğunu anlamaya çalışıyoruz. 


Başlangıçta pek de öyle bir bilim kurgu romanı karakteri gibi bir hayat yaşamıyor kendisi. Sadece karakterlerin bilinçaltı oyunları ve bazı ayrıntılar yaşadıkları dünya hakkında bize birkaç ipucu sunuyor. Yine de kitabın sonu tahmin edilemeyecek, bu aklıma hiç gelmemişti dedirtecek bir son değil. Oldukça tahmin edilebilir bir son yazmayı tercih etmiş yazarımız. Anlatım olarak bakarsak, kolay ve akıcı bir anlatımla karşılaşıyoruz. Zaten ağır ve uzun cümlelerle kişilerin dünyalarına psikolojik yaklaşımlarda bulunan bir bilim kurgu romanı yazmak oldukça saçma olurdu. Şahsen bilim kurgu romanlarıyla aram pek iyi değil. Alışık olmayınca Tolkien okumak zor geliyor, aklınızda tutamıyorsunuz hiçbir şeyi ve neredeyse her şey çok saçma geliyor. Çığrından Çıkmış Zaman herkesin severek okuyabileceği bir bilim kurgu romanı, daha çok bir Hollywood filmini andırıyor. Zaten bu kitabın da esin kaynağı olduğu bir film var ama ne olduğunu söylemeyeceğim çünkü zaten yeterince tahmin edilebilir bir kitap. Bir de esinlenilen filmi izlediyseniz, gerçekten kitabı okumanıza hiç gerek kalmaz. 


Son olarak kitabın çok beğendiğim boyutlarına ve kapak tasarımına değinmek istiyorum. 6 45 yayınları bu konuda hep çok takdir ettiğim, çok beğendiğim bir yayınevidir. Kitabın boyutları öyle güzel ki, benim cüzdanım kadar. Çantaya ve hatta biraz büyükçe ise cebe bile sığıyor. Her ikisi de ben ve erkek arkadaşım tarafından test edilip onaylanmıştır. Ama fiyatını gördüm ki oldukça pahalıymış(28.90 TL). Ben okuduğum kitapları kütüphaneden alıyorum, o yüzden verdiğim paraya değmedi gibi sorunlarım olmuyor. Yine de ben uyarayım; okuduğunuza pişman olmazsınız ama verdiğiniz paraya pişman olabilirsiniz.


Altıkırkbeş demişken, sitelerine girmememiz için uyaran, açmamak için direnen Google ekibine buradan teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Her ne kadar onları dinlemeyip “ya altıkırkbeş bir şey olmaz ya” diyip girdiysem de çevik virüs programımın trojanları yakalamasıyla sorun çıkmadan siteden kaçmayı başarabilmiş bulunmaktayım. Demedi demeyin sonra…


Bilim kurgu romanlardan bahsetmişken en sevdiğim kitap diyince aklıma gelen ve bilim kurgu tarzında yazılmış olan bu kitaptan bahsetmeden geçemedim. Isaac Asimov’un “Sonsuzluğun Sonu” isimli kitabıdır kendisi. Hatta gözde kitaplar kısmını doldururken de aklıma ilk o geldiği için yine onu en başa yazmıştım. Neden bu kadar beğendiğime gelince, konusunu oldukça farklı ve çok güzel buldum. Kitabın inanılmaz karışık bir kurgusu var ve Asimov’unki kadar geniş bir hayal gücüne sahip olmayan kimse böyle bir kurgunun altından hatasız kalkamazdı. Gerçekten çok zekice yazılmış bir kitap bana göre. Sonunda netlik kazanmayan, bu niye böyle olmuştu o zaman dedirten hiçbir şey kalmıyor. Asimov kitaba zekâsı ve üstün hayal gücüyle son noktayı koyuyor ve ağzınız açık kalıyor. Bu adamın kafası farklı çalışıyor dediğim çok nadir insanlardan biri oldu Asimov. Aslında Asimov’la ilk tanışmam en az benimkiler kadar kısa bir öyküsüyle oldu. Bu linkten indirip okuyabilirsiniz. Sonsuzluğun Sonu’na hiç benzemiyor ama ben bunu da çok zekice bulmuştum. Son sözüm; beni dinleyin, okuyun şu kitabı. Beğenmezseniz suratıma fırlatırsınız, ben de sevinir havada kaparım. Arkadaşımdan alıp okumuştum çünkü bende de yok :)


Son olarak yan tarafta uzunca bir sürede gördüğümüz okumaktayım kitabı Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde’nin yazarı Marcel Proust’a birkaç lafım olacak.


Sayın Proust, sizi Türk entellerine emanet ediyorum. Gerçekten çok çabaladım ama o kadar çok virgüllü cümleleri okurken ömrümden ömür gidiyor. Hiç ömür törpüleyecek havamda değilim, kusura bakmayın üzülerek kitabınızı yarıda bırakıyorum. Belki pipo kullandığım, entel pantolon askılarım ve topuzum olduğu bir gün kitabınızı yeniden okurum. Ve o zaman belki derim ki “ azizim, bu bağlamda ben bu kitapta yıllardır aradığım tadı buldum.” O zamana dek, elveda.


Ziyade olsun.


not: başlık konuyla feci alakalı.

4 personal jesus:

TReVaNiaN dedi ki...

Asimov'un öyküsü güzelmiş :))

arjantin dedi ki...

asimovunki güzel. handeninki kötü di mi.. ühühühü :P

TReVaNiaN dedi ki...

Ağlama dur seninkilerde güzel tamam :))

Şaka bi tarafa bilim kurgu romandan hoşlanıyorsan sana Mülksüzler'i şiddetle tavsiye edeyim.. beğenmezsen aynı tarifeyle sen benim kafaya atarsın...

arjantin dedi ki...

tamamdır. aldım listeye ;)