athens

Tamamen aklımdan uçup gitmeden önce kelimelere dökmeliyim sanırım.
Sıcaktı, yazdı. Küçük beyaz sahil evleriyle ünlü bir kasabada tatil yapıyorduk. Görüp görebileceğiniz en sakin, en huzurlu kasabalardan biriydi. Meyve ağaçları, toprak yollar, bembeyaz çitler ve masmavi engin deniz. Başka bir yerde ölmeyi düşünemeyeceğiniz cinsten. Saçma sapan uzamış bakımsız saçlarım ve iyi beslenmekten şişmiş yanaklarımla etrafta dolaşıyordum, o da peşimden geliyordu her zaman yaptığı gibi. Neşeli bir adamdı aslında ama konuşurken aniden susmak gibi rahatsız edici bir huyu vardı. Buna alışmak çok uzun zamanımı almıştı, insan neye alışmıyor ki. Günlerimizi balık yiyerek, uzunca yürüyüşlere çıkarak, siyah tişört giyemeyecek kadar çok bronzlaşarak ve sevişerek geçiriyorduk. Pürüzsüz bir teni ve her zaman yumuşacık açık renkli saçları vardı. Kimseye ona teslim olduğum kadar teslim olamadım sanırım. Kızdığında gülümseyerek saçımı çeken ve bana gün boyu denizin dibinden kocaman midye kabukları toplayan bir adamdı o. Erkekleri sevmekten asla kaçmadım, bu onun için de böyle oldu. Onu çok derinden sevdim, yanık tenli kollarında huzur doluydum hep. Güzel bir ses tonu vardı, dikkat çekici ve hep kendinden emin. Bir sabah uyandığımda şarkı söylüyordu. İnanılmazdı. Açık pencereden esen rüzgar, heyecanla çırpınan perde, deniz sahil balıklar, sustuk ve onu dinledik. Sonra öptük usulca ve yaslandık omzuna. Sanırım hayatımın çok küçük bir bölümünü bilge ve dingin bir adamın kollarında sakince geçirdim. Ama bilirsiniz, her güzel şey gibi en kısa zamanda bitmek zorundaydı, öyle de oldu. Kendinizden dokuz yaş büyük evli ve iki çocuklu bir adamla ne kadar isteseniz de yıllarınızı geçiremezsiniz. Bunu unutmayın.

4 personal jesus:

Jayne dedi ki...

esaslı bir yorum cümlesi patlatmak isterdim, ama yapamam. bir iki gündür dönüp dolaşıp tekrar okuyorum yazdıklarını. hoşuma gidiyor. hepsi bu.

alice dedi ki...

jayne ankara'ya gelirsen haber ver. bir de teşekkür ederim. ben senin yazılarını daha çok beğeniyorum açıkçası (:

Jayne dedi ki...

ankara'ya yolum düşmesin diye her şeyi yapabilirim, öyle ki sevmiyorum orayı. ama olur ya düşerse, hayat işte, mutlaka haber veririm. istanbul için de aynı şey geçerli, yolun düşerse haber ver. yazı konusu içinse, tenkyu tenkyu tenkyu... (:

alice dedi ki...

ben de istanbul'a yolum düşsün diye her şeyi yapabilirim. ay lav yu ceyn <3