bu akşam

Kahvelerini yudumluyor bazıları kilometrelerce ötedeki kentlerde, yavaşça bırakıyorlar fincanlarını tabaklarına. Samimiyetsiz bir kurabiyeyi kıtırdatıyor öbürküsü, berikinin ağzında çikolata tadı.

Saçlarını okşuyor kimi adamlar sevgililerinin, usul usul bir şeyler anlatıyorlar bir yandan da. Anın tadını çıkarıyor yarı çıplak uykulu kadınlar, saçlarında kahverengi hayalleri.

Fransızca şarkılar mırıldanıyor kediler Cenevre’nin ara sokaklarında, ayakları birbirine dolanıyor yürürken. Biraz şarap biraz ekmek ve tasasız hayat tam da bu olsa gerek…

Vapurda ayakları ıslanıyor denizci gençlerin, isyan bayrakları çekiliyor başkentlerde, teröristler yağmalıyor, alkolikler dövüyor, kadınlar ağlıyor ve aftlar sızlıyor ana haber bültenlerinde.

Fütursuzca vücutlarını sergiliyor birkaç fahişe, gözleri alabildiğine küfür. Dokunabildiklerini yakıyor tenleri.

Hangi dili konuştuğunu bilemediğim bir adam çatalını dayıyor tabağına, bir yudum daha alıyor içeceğinden. Masa örtüsündeki şekillere takılıyor gözü, birbiri ardına daire çizen kazlar var kepekli ekmeğinin altında.

Sınav kâğıtlarına bir şeyler karalıyor öğrenciler soğuk bir sınav salonunda. Bir cümle daha sonra bir nokta, birkaç cümle ve birkaç nokta daha. Yazdıklarını tekrar tekrar okuyorlar, birbirlerine bakıyorlar ve susuyorlar.

Aldattığı kocasının ayakkabılarını cilalıyor bir kadın. Bir kuş cıvıltısı kadar neşeli mırıldanıyor türküsünü. Planlar kuruyor, hesaplar yapıyor, korkuyor, düşünüyor ama yine de bırakmıyor türküsünü dilinin ucundan.

Kapakları tıkırdıyor tencerelerin mutfaklarda, yemek kokuları saçılıyor pencerelerden aşağıya. Ayaklarını sürüyerek gelen kadının kaşığının ucunda tüm bildikleri, usul usul karıştırıyor yemeği. Derin bir nefes alıyor tencere, bir gün daha bitti.

Kurşunsuz denemeler satıyor yazarlar başka başka şehirlerde. Tombul yanaklı şiirleriyle sevişiyor bazıları tatil beldelerinde, kimisi de söyleyeceklerini cücelerine kaptırıyor hikâyelerinde.

Bizse açtık kollarımızı iki yana, gözyaşlarımızı kurutuyoruz tren yoluna bakan isli balkonlarımızda.

2 personal jesus:

celicasupra dedi ki...

güzel yazı:) umarım devamı gelir:)

arjantin dedi ki...

teşekkür ederim. kafam çok karışık son zamanlarda. önce sonunu yazdım sonra başa döndüm. biraz karışık oldu. ;)